On beş yaşındaki çocuğunuz gece yarısını geçene kadar çalışıp hâlâ hiçbir şey bilmediğine inanıyorsa veya on altı yaşındaki çocuğunuz kitaplarını açmayı bırakıp konuyu açtığınızda sert karşılık veriyorsa, bu dönemde sık görülen bir zorlanmaya tanıklık ediyorsunuz. Sınavlar artık gerçekten belirleyiciymiş gibi hissettiriyor; sonrasında ne olacağına dair sorular da aynı anda geliyor. Önümüzdeki aylarda vereceğiniz tepkiler, beklentileri düşürmeden yükünü hafifletebilir.
Bu yaşta neden oluyor?
On beş on altı yaşlarında sınavlar yalnızca bir alıştırma olmaktan çıkıp sonuçları olan deneyimlere dönüşür. Birçok eğitim sisteminde bu yıllarda notlar kayda geçer, karşılaştırılır ve ders, okul, eğitim programı, mesleki eğitim veya iş seçeneklerini etkiler. Bir sınav kâğıdı, yaşamın nereye gideceğine ve birçok genç için kim olduğuna dair bir hüküm gibi hissedilebilir. “Kötü not aldım” düşüncesi sessizce “Yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşür.
Zamanlama da zordur. Uzun vadeli planlama ve olaylara geniş açıdan bakmayı sağlayan beyin bölgeleri henüz tam olgunlaşmadan gelecek hakkında kararlar gündeme gelir; bu gelişim yirmili yaşların ortalarına kadar sürer. Böylece on altı yaşındaki bir gençten kalıcıymış gibi görünen seçimler yapması beklenir; oysa geleceği gözünde canlandırmak güç, bugünün duyguları çok yoğundur. Her akrabanın “Ne olmak istiyorsun?” diye sorması da işleri kolaylaştırmaz.
Mükemmeliyetçilik ve karşılaştırma da bu dönemde belirginleşir. Gençler söylemeseler bile kimin hangi notu aldığını bilir. Birçoğu kendini kardeşiyle, arkadaşıyla ya da olması gerektiğini düşündüğü kişiyle ölçer.
Uykusuzluk her şeyi daha keskin hissettirir. Bu yaştaki gençlerin gecede sekiz ila on saat uykuya ihtiyacı vardır. Ergenlikte biyolojik saat ileri kaydığı için on birden önce uykuya dalmak zorlaşabilir ama okul yine erken başlar. Buna gece geç saatlere kadar çalışmak eklenince sürekli bir uyku açığı oluşur: Yorgun beyin daha az hatırlar, daha çok kaygılanır ve sıradan yorumları eleştiri gibi algılayabilir.
Stresin kendisinde de bir çelişki vardır. Orta düzeyde stres dikkati toplamaya ve çalışmaya başlamaya yardımcı olabilir. Bir noktadan sonra ise tam tersini yapar: Zihin boşalır, aynı sayfa dört kez okunur ama anlaşılmaz ve genç vazgeçer. Ebeveynlerin en sık yanlış yorumladığı yer burasıdır. Oyun oynama, uyuma, durmadan ortalığı düzenleme veya “Yarın başlarım” diyerek kaçınma, çoğunlukla tembellikten ibaret değildir. Görev tehdit edici, nereden başlanacağı belirsiz geldiğinde stresli bir beynin verdiği tepki olabilir.
Neler yardımcı olur?
Değerini sınav sonucundan ayrı tuttuğunuzu açıkça ve sık sık söyleyin. Gençler ne düşündüğünüzü bildiklerini varsayar ve çoğu zaman en kötü ihtimali düşünür. Sonuçlardan önce de sonra da açıkça söyleyin: “Notun ne olursa olsun, sonraki adımı birlikte bulacağız.” Bir sınav kötü geçtiğinde de buna uygun davranın: “İstediğin gibi geçmemiş. Bize ne gösterdiğine bakalım, sonra bir şeyler yiyelim.” Yalnızca sonuçları değil, çabayı ve yeniden başlamayı da fark edin: “Zorlanmana rağmen kimya sorularına tekrar döndün. Benim için önemli olan bu.” Kötü bir sonucun gözünüzdeki değerini azaltmayacağına inanan genç yardım isteyebilir, zor bir soruyu deneyebilir ve yaşadığını gizlemek yerine toparlanabilir.
Gerçekçi bir plan hazırlamasına yardım edin, sonra geri çekilin. Saatler süren kesintisiz çalışmalar verimli hissettirse de çoğunlukla değildir. Pazar günü haftayı birlikte planlamak için on dakika önerin: Hangi gün hangi ders, gerçek molalarla 25–45 dakikalık çalışmalar, en zor ders için en dinç olduğu zaman ve akşam sabit bir bitiş saati. İşe yarayan yöntemlere yönlendirin: Notları tekrar tekrar okumak yerine geçmiş sınav soruları ve kendini sınayabileceği soru kartları; bir konuyu tek oturuşta bitirmek yerine birkaç güne yayarak tekrar etmek. Sonra planı ona bırakın. “Plan nasıl gidiyor?” diye günde en fazla bir kez sorun. Amaç sorumluluğu sahiplenmesidir; sürekli denetlediğiniz bir plan, direnilecek başka bir şeye dönüşebilir.
Uykuyu, beslenmeyi ve hareketi çalışma bitince kazanılan ödüller değil, öğrenmenin araçları olarak görün. Sekiz ila on saat uykuya yer açan tutarlı bir yatma saati, telefonların yatak odası dışında şarj edilmesi ve uyku öncesi yarım saatin ekransız geçmesi, çalışmayla güçlendirmeye uğraştığı belleği korur. Öğünleri düzenli tutun; sınav sabahlarında kahvaltının atlanmamasını sağlayın. Günlük yürüyüş, koşu veya sevdiği bir oyun, yerinde durmasını zorlaştıran huzursuzluğu azaltabilir. “Vaktim yok” derse dinlenmiş bir beynin daha kısa sürede daha çok öğrenebildiğini hatırlatın; kısılacak ilk şey uyku olmamalıdır.
Gelecekle ilgili düşüncelerini paylaşabileceği sakin bir dinleyici olun. “Ya başarısız olursam?” veya “Ne yapmak istediğimi bilmiyorum” konuşmaları çoğu zaman geç bir saatte, başka bir işle uğraşırken açılır. Hemen çözüm üretme isteğinize direnin. Anlatmaktan çok sorun: “Okulda gerçekten hoşuna giden şeyler neler?” Seçenekleri geniş tutun: “İstediğin yere ulaşmanın birden fazla yolu var.” Pek çok yolun yeniden deneme, geçiş yapma veya daha sonra başlama imkânı vardır; on altı yaşındaki bir genç bunları henüz bilmiyor olabilir.
Panik anları için basit bir toparlanma yöntemi öğretin. İhtiyaç duyduğunda kullanabilmesi için sakin bir zamanda evde deneyin: Verişi alıştan uzun tutarak dört yavaş nefes; düşünceyi adlandırma (“Şu an bu sınavda başarısız olacağımı düşünüyorum”); ardından tek bir alıştırma sorusu veya beş dakikalık yürüyüş gibi küçük bir adım. Sizin de benzer bir yöntem kullandığınızdan söz edin.
Gündelik hayatı sürdürün. Birlikte yemek yemek, aranızdaki bir şakaya gülmek, bir dizinin bölümünü birlikte izlemek çalışmayı engelleyen şeyler değildir. Çocuğunuza sınavlardan ibaret olmadığını, sınav dönemi bittikten sonra da ailesindeki yerinin aynı kalacağını hatırlatır.
Okulla iş birliği yapın. Öğretmenler genellikle kimin zorlandığını bilir; çalışma öncelikleri ve psikolojik destek hakkında yol gösterebilir. Dikkat, okuma veya yazmayla ilgili belirli bir güçlük öğrenmenin önüne geçiyorsa, değerlendirme ya da ek süre gibi sınav düzenlemelerinin uygun olup olmayacağını da konuşabilirsiniz. Erken sorun; bunların düzenlenmesi haftalar alabilir.
Nelerden kaçınmalı?
Her saat başı ders sorusu sormak. Her “Hiç çalıştın mı?” sorusu “Sana güvenmiyorum” gibi duyulabilir ve masadan daha da uzaklaştırabilir. Bir plan üzerinde anlaşın, ardından gidişatını bir kez sorun.
Gelecek hakkında felaket senaryoları kurmak. “Bu notları alamazsan hiçbir seçeneğin kalmaz” sözü nadiren doğrudur ve korkutucudur. Baskının azalmasına ihtiyaç duyan birinin gözünde riski büyütür.
Kardeşleri veya arkadaşlarıyla karşılaştırmak. Bunu zaten kendisi yapıyor olabilir; sizin karşılaştırmanız, sizin de aynı ölçüyü kullandığınız korkusunu doğrular.
Notlara bağlı ödüller veya tehditler kullanmak. Yüksek nota para vermek veya düşük notta telefonu almak, notu tek amaç haline getirir; sonuçları sizinle paylaşmak yerine gizlemeyi öğretebilir.
Çalışmanın uykunun yerini almasına izin vermek. Bir saat daha not okumak ile bir saat daha uyumak arasında kalındığında uyku, hem sınav performansı hem ruh hali açısından çoğunlukla daha yararlıdır.
Planlamayı tamamen devralmak. Sizin hazırladığınız renkli çizelge sizin planınızdır. Kendi planını kurmasına yardım edin.
Korkusunu geçiştirmek. “Bir şey olmaz, yaparsın” iyi niyetle söylenir ama konuşmayı bitirebilir. “Şu an çok büyük geliyor. En kötü ne olacağını düşünüyorsun, anlat” demeyi deneyin ve yanıt vermeden önce sonuna kadar dinleyin.
Ne zaman destek almalı?
Şu durumlarda aile hekiminiz, okulun rehberlik servisi veya bir psikologla görüşün:
- Ani çarpıntı, nefes darlığı ve yoğun korkunun eşlik ettiği panik ataklar yaşıyorsa.
- Çökkünlük, kaygı veya huzursuzluk birkaç haftadan uzun sürüyor ve sınavların arasında da hafiflemiyorsa.
- Uyku veya iştahı haftalardır ciddi biçimde etkilenmişse ya da belirgin kilo kaybı varsa.
- Çalışmayı ve okula gitmeyi tamamen bıraktıysa veya her gün okula gitmesi için mücadele yaşanıyorsa.
- Baş etmek için alkol, esrar veya başka maddeler kullanıyorsa.
- Dikkat, okuma veya yazmayla ilgili belirli bir güçlük öne çıkıyorsa; okuldan bir değerlendirmenin yararlı olup olmayacağını öğrenin.
Çocuğunuz kendine zarar vermekten söz ederse, kendisi olmasa herkesin daha iyi olacağını söylerse veya gelecekle ilgili umutsuzluk ifade ederse durumu acil kabul edin; hemen bir ruh sağlığı uzmanına ya da yerel acil yardım hizmetlerine başvurun.
Kaynaklar
- Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, “Çocuklarda Önerilen Uyku Süresi: Uzlaşı Bildirisi” (Journal of Clinical Sleep Medicine, 2016)
- Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), “Çocuğunuzun Sınav Stresiyle Baş Etmesine Yardım Edin”
- ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), “Olumlu Ebeveynlik Önerileri: Ergenler (15–17 Yaş)”
- Amerikan Pediatri Akademisi (HealthyChildren.org), “Çocukların Stresle Baş Etmesine Yardım Etmek”