ParentAI
‹ Tüm rehberler

4–5 yaş

4-5 Yaşta Arkadaşlık Becerileri: Oyuna Katılmak, Küsmek ve Barışmak

Okul öncesi çocuğunuz eve "Kimse benimle oynamadı" diyerek geliyorsa ya da başka bir çocuğa "Artık senin arkadaşın değilim" dediğine kulak misafiri olduysanız, büyük bir gelişim adımının karmaşık ortasına tanık oluyorsunuz. Dört ile beş yaş arasında çocuklar yalnızca yan yana oynamayı bırakıp birlikte oynamaya başlar; bu da ilk kez gerçek arkadaşlıkları, gerçek küslükleri ve gerçek kırgınlıkları getirir. Bunların hiçbiri çocuğunuzun kaba ya da sevilmeyen biri olduğu anlamına gelmez. Zor bir şeyi çalıştığı anlamına gelir.

Bu yaşta neden oluyor

Bu yaşlarda oyun biçim değiştirir. Üç yaşındaki bir çocuk başka bir çocuğun yanında kendi kulesini yapmaktan mutluyken, dört yaşındaki aynı kuleyi bir planla yapmak ister: "Sen inşaatçı ol, ben vinç olayım." Roller ve kurallar içeren hayali oyunlar (evcilik, süper kahramanlar, bakkalcılık) sosyal hayatın merkezine yerleşir. Bu oyunlar ancak herkes kimin kim olduğunda ve sırada ne olacağında anlaşırsa yürür; gördüğünüz tartışmaların çoğu, oyunun artık gerektirdiği pazarlıktır.

Dört beş yaşında arkadaşlık, sadakatten çok ortak oyunla ilgilidir. Arkadaş, bugün seninle aynı oyunu seven çocuktur; "en iyi arkadaş" da kimse vefasız olmadan haftadan haftaya değişebilir. Tercih edilen arkadaşlar ortaya çıkmaya başlar ve bu tercihler çocuk için önemlidir, ama henüz ileriki çocukluğun kalıcı bağları değildir.

Başkasının bakış açısını görebilmek daha yeni başlıyor. Dört yaşındakilerin çoğu, başkalarının kendilerinden farklı düşünceleri ve duyguları olduğunu kavramaya başlar. Bu bilgiyi oyunun hararetinde kullanmak ise başka bir iştir. Çocuğunuz sonradan size Can'ın üzüldüğünü söyleyebilir, ama itfaiye aracını kaparken bunu hiç fark etmemiş olabilir.

"Seni doğum günüme çağırmayacağım" bir zalimlik değil, bir araçtır. Okul öncesi çocukların bir oyunu yönlendirmek için çok az kozu vardır ve dışlama tehdidi ellerindeki en güçlü kozdur. Çocuğunuz bunu kullandığında, neredeyse her zaman diğer çocuğu yargılamaya değil, sonra ne olacağını kontrol etmeye çalışıyordur. Patronluk taslamak da aynı şekilde işler: oyunu yönetmek, kendine güvenen bir çocuğun liderliği çalışma yoludur; eksik olan bir karakter kusuru değil, başkalarının fikirlerini de davet etme becerisidir.

Mizaç tüm bunları şekillendirir. Bazı çocuklar tanımadığı bir grubun içine doğrudan dalar; bazıları ise uzun süre kenardan izler ve oynamaya başlamadan önce birkaç kez gelmeleri gerekebilir. İzlemek bir eksiklik değil, bir stratejidir; ısınması zaman alan çocuklar içeri girdiklerinde çoğu zaman çok güzel oynar.

Son olarak, dışlanmak acıtır ve aynı zamanda olağandır. Okul öncesi oyunları gözlemleyen araştırmacılar, bir oyuna katılma girişimlerinin sevilen çocuklarda bile sık sık reddedildiğini görüyor. Hayır cevabı almak denemenin bedelidir; asıl beceri yeniden denemeyi öğrenmektir.

Ne işe yarar

Oyuna girmenin yolunu öğretin: önce izle, sonra bir şey öner. Oyuna dalıveren çocuklar ("Ben de oynayacağım!"), önce oyunun ne olduğunu anlayıp sonra ona bir şey katan çocuklardan çok daha sık reddedilir. Bunu evde oyuncak figürler ya da kuklalarla çalışın. Bir kukla diğerlerinin veterinercilik oynamasını izler, sonra "Ben köpek olabilir miyim?" ya da "Bende yara bandı var, hemşire olayım mı?" der. Sonra hayırı da çalışın: kukla reddedilir, "Tamam, birazdan yine sorarım" der ve yakınlarda oynar. Parkta çocuğunuzun yanında durup anlatın: "Korsancılık oynuyorlar. Bir korsan oyununa sen ne götürebilirsin?"

Birebir, kısa ve planlı oyun buluşmaları düzenleyin. İki çocuk üç çocuktan kolaydır ve bir saat fazlasıyla yeter. Çocuğunuzun zaten sevdiği bir arkadaşını davet edin, iki kişiye uygun bir etkinlik hazır olsun (battaniyeden çadır, oyun hamuru, bakkalcılık) ve bitişin öngörülebilir olması için bir atıştırmalıkla kapatın. Sesinizi duyabilecekleri yerde durun, yalnızca oyun gerçekten tıkandığında araya girin. İyi biten iki sakin buluşma, gözyaşıyla biten uzun bir öğleden sonradan daha fazlasını öğretir.

İki tarafın duygularını da adlandırın ve onarmalarına yardım edin. Çocuğunuz kırıcı davrandığında amaç hızlıca söylenmiş bir "özür dilerim" değil, etkisini fark edip onun için bir şey yapmaktır. Kısa tutun: "Oynayamazsın dediğinde Can üzüldü. Şimdi ne diyebilirsin?" Bir şey gelmezse iki seçenek sunun: "Bebek olabileceğini söyleyebilirsin ya da vinçle bir tur oynamak ister mi diye sorabilirsin." Kırılan taraf çocuğunuzsa, onu da adlandırın, "Bu çok kötü hissettirdi," ve ancak sonra "Bir dahaki sefere ne deneyebilirsin?" sorusuna geçin. Önce duyulmak, sorun çözmeyi mümkün kılar.

Dışlama ve kabalık karşısında sakin ve kısa müdahale edin. "Sen oynayamazsın" duyduğunuzda uzun bir nutuk, yalnızca bu sözün büyük bir tepki aldığını öğretir. Kısa bir kural ve yönlendirme daha iyi işler: "Bizim evde herkes oynayabilir. Emir'e ne görev verebiliriz?" ya da "Bunu duydum. Arkadaşlarımızla böyle konuşmayız. Bir daha dene." Dışlanan çocuğunuzsa, koşup düzeltme isteğine direnin; "Ne yazık. Kum havuzu eğlenceli görünüyor, bakalım orada kim var?" deyin ve başka bir yerde denemesine izin verin.

Somut arkadaşça davranışları övün ve bunlarla ilgili hikâyeler okuyun. "Aferin, paylaştın" çabuk unutulur; "Elif'in yalnız kaldığını gördün ve ona kedi yavrusu olmasını teklif ettin, bu çok inceydi" akılda kalır. Beklemeyi, sıra vermeyi, canı yanan bir çocuğa bakmayı, başkasının seçmesine izin vermeyi fark edin. Yeni gelen, dışlanan ya da patronluk taslayan bir karakteri anlatan resimli kitaplar, kimse üzgün değilken bu durumlar hakkında konuşmanızı sağlar: "Sence ayı bunu neden söyledi? Onun yerine ne yapabilirdi?"

Anaokulu öğretmeniyle birlikte çalışın. Öğretmenler, sizin okul çıkışında göremeyeceğiniz şekilde tüm sosyal tabloyu görür. Çocuğunuzun kimlerle oynadığını, bir oyuna kendi başına katılabildiğini ve bir oyun bozulduğunda ne olduğunu sorun. Çoğu öğretmen çocuğunuzu uyumlu bir oyun arkadaşıyla sessizce eşleştirebilir ya da belirli bir cümleyi çalıştırabilir. Evde bir cümleyi çalışıyorsanız öğretmene söyleyin, böylece çocuğunuz iki yerde de aynı sözleri duyar.

Nelerden kaçınmalı

Arkadaşlığı, özrü ya da dolu bir takvimi zorlamak. Çocuğunuzun sizin sevdiğiniz çocukla oynamasında ya da içinden gelmeden özür dilemesinde ısrar etmek beceri değil, kırgınlık üretir. Kurslarla dolu bir takvim de arkadaşlık becerilerinin asıl çalışıldığı serbest zamanı ortadan kaldırır.

Her anlaşmazlığı onların yerine çözmek. Her tartışmayı bir yetişkin çözerse çocuklar hiçbirini çözmeyi öğrenemez. Araya girmeden önce biraz bekleyin; girdiğinizde de ne yapmaları gerektiğini söylemeden önce ne deneyebileceklerini sorun.

Etiketler ve kıyaslamalar. "O bizim utangacımız", "Çok patron", "Ablanın hiç böyle bir derdi olmadı": çocuklar etiketlere göre yaşar; kardeşlerle ya da sınıf arkadaşlarıyla kıyaslamak da beceri katmadan utanç ekler.

"Kimse beni sevmiyor"a büyük tepki vermek. Duyması üzücüdür, ama bu yaşta genellikle "Bugün kimse benim oyunumu oynamadı" anlamına gelir. Sakin kalın ve gününü sorun; bunu bir kriz gibi karşılarsanız çocuğunuz da bunun bir kriz olduğunu öğrenir.

Ne zaman yardım almalı

Dört beş yaşındaki arkadaşlık zorluklarının çoğu zamanla ve nazik bir yol göstermeyle hafifler. Çocuğunuz şu durumlardaysa öğretmeniyle ve çocuk doktoru ya da aile hekiminizle konuşun:

Bunların hiçbiri bir tanı değildir; dışarıdan bir gözün bakmasının değerli olduğu noktalardır ve erken destek gerçek bir fark yaratır.

Kaynaklar

Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi veya psikolojik tavsiye yerine geçmez. Çocuğunuz için endişeleniyorsanız bir doktora ya da uzmana danışın.